Tekerlekli sandalyede soluduğumuz hayat, hep birilerinin iteklemesine mecbur. Birileri illa ki olmalı ve acı vermeli… Hep canımızı yakanları özlememiz ne tuhaf. Ya da unutamadıklarımız hep...
Sessiz bir akşamdı yine büründüğümüz.Kalabalıklarıyla yalnız bir şehirdeEllerimi gözlerimle yeniden temizlerkenKelimelerim yine kirlenmişti… Yolun sonu kimdi sen mi ben mi? Hangimiz beklemedik hayat trenini…Bu kaçıncı...
Hangi caddede tekmeledim soğuk kaldırımları hangi sokakta düşürdüm şekilsiz gölgemi…Nüansı eksik singin düşüncesizlikte ezilen katran bulanımım da zamansızlık ve konuşamamak.İşte teneffüsü eksik hayatlarda platonik sloganlar...
Bazen mücadelenin ne kadar yetersiz kaldığını bazen de zamanın aslında ne kadar acımasız bir ilaç olduğunu öğrendim. Bazı şeyleri yutkunurken, aslında kusma ihtimali biraz daha...
Serzeniş basit bir paradoxta kısaca diyaletik önermesidir. Kişisel deşiğim soyutluk ve somutluk kavramında basit bir tel ölgürdür.Çek elini bendenÇek elini bedenimdenDokundukça yanacak Yandıkça donacakateşten kelimelerdir...
Yüzümü akıtıyorum geceyeTanrının resmi eksiliyorGözlerimde bir ateş varVe kendime bakıyorum Cehennem var aynalarımdaKendime baktıkça günah işliyorumKırılma noktasında sırçamTuzla buzum Sen olmadanSen kırmadanSen toplamadanSen olmadanSen olmadanSen...
Gölgem muhtelif zamanlar peşimden, şekilsizde olsa; ayak izleri bıraksa da her köşe başı senin çıkmaz sokağın… Belki dönüşte bir sevda dileniyordur, masumsa sesini....
Kaç kere döndüm sokağından bilmiyorum ve sende bilmiyorsun. Belki bir yanılsama belki bir yanılgı; adı hiçbir zaman konulamamış garip bir hikaye…Üstüme düşeni yaptım diyordum ve...
Sustum onca zaman. Kendimle yüzleşmeyi denedim.Tuhaf sanrılar arasında kendimi ararken kendimde kaybolduğumu fark ettim. Suskunluğum yüzümden yansıyordu ve yüzüm yoktu. Kırık aynalarda sırça köşk ihtilalı...
Kopardı dalından yalnızlığı kuytularım. Saklandı hep biçare dehlizlerde…Evet buradayım evet ayakta dilim dolandı gözüme sadece bakakaldım çaresiz insanlarıma…Konuşmayı unuttum körlüğümden susmayı unuttum terk edilişlerimden....
Aptallığımın ayak izlerini, korkak adımlarınla izle… Korktular beni tanıyanlar.Kaçtılar artıklarıma muhtaçlar…Gölgem doğdu.İnsanlığım kahroldu…Karanlığı sağır etti.Suskunluğum…Dost postuna bürünmüş maskelerimi…Kendimden defalarca gittim.Yolun seni sendin.Yolumu kaybettim.Kendime geldim…Düşlerim...
Yön duygusu kaybolunca insanın, farkında olmadan diğer birinci kişinin artıklarıyla beslenmeye başlar. Bu geçici bir tokluk hissi yaratsa da; bastırılmış ikincilik elbet devreye girecektir. İnsan...
Hangi zaman, hangi ölüm, hangi cesettim hatırlamıyorum. Kelimelerimin anlamlarında sen vardın… Benim saflığımı başkaları idrak ederken. Belki benim kadar saçma gelecek bu cümleler sana! İnan...
Erkek ve dişi semboller…Freud’çu bakış açısından yansıyan erkeğin tek amacı vardır o da bastırılmış egemenlik(sex) dürtüsünü harekete geçirmek…Kadın ise bu filmde yardımcı oyuncudur.Ama surrealistlere göre...
Yitik sözcük haznemden ne kadar yankılanır ki…Kimsesiz kelimelerin ellerinden tutup, lunaparkta eğlendiren birini.Kendinden vazgeçmiş değil görünen ufkun, kaybı siman tutunamadığın. Çelişkisinde yalnızlığın… Ötenazi naylon vicdanın...
Gölge sentezim Kabuklarını soydukça eriyorum kendimin, Kayıp bakışların var, melek uykularında… Ve savaş yeni başladı Serzenişlerden uyanmam vakit almıştı. Egom gerçeklik ve haz dürtüsünde algısal...
Ön not: Aşağıda okuyacağınız yazılar, yüklem gereksini duymadan özneye yapılan küfürlerdir. Lütfen kimse üzerine alınmasın. Zaman zaman aklıma geldikçe yazmışımdır. Ama hangi zaman hatırlamıyorum. Saygılarımla...
Seni görmek için yüzümü kesiyorum. Tanımadığım kadınların bedeninde…Sanrılar ve sızılar serpiştiriyorum, sarsak korkularıma; her uyanışımda öleceğimi bile bile.Belki başka ceset tohumlarda yeşerecek bu nevrotik sevda...
Ben boşalırken, kulaklarından duyduğun eş tanımsız çelişkilere hapsetme beni ne olur. Sadece bukalemunum ben senin hani renk değiştirme girişiminde tavanın rengini alırken biraz hayvanlaşayım diyorum....
Şimdi ölüyorum, doğum sanrısı anne çelişkisi.Melankolik, ultrasonik… Damarlarımda şizofreni, etek altı kan baldırı lekeli…Kalbi boşalır bayrağını dikeli shadowy…Tanrı sessiz ezansız kıble inanç çocukluğum sentezi ahmak....
Çocuksal edinimlerimi bıraktığımı sanıyordum. Taa ki sen eğrilerinle bana gelene kadar…Saygı çerçevesi resmi eğik tutsa da, görünen imaj beklentiseldi. Ayaklarımla yüzümü uzun zamandır yıkamadığımdan olacak,...